30 Kasım 2012 Cuma

KALBİN NURLANMASI İÇİN...




Ma’rûf-i Kerhî hazretlerine “rahmetullahi
teâlâ aleyh” bir gün bazı sevdikleri gelip;
Efendim, kalbimizin nurlanması
için bize ne tavsiye edersiniz?
diye sordular.
Cevâbında;
Kızdığınız kimseye duâ ediniz. Kalbi
en ziyâde nurlandıran şey, bu iştir.
Her ne kadar bunu yapmak zordur,
ama asıl marifet, zoru başarmaktır,
buyurdu.

Hayırlı Cumalar...

29 Kasım 2012 Perşembe

SEVEN SEVDİĞİNE İTAAT EDER...


Muhammed bin Münkedir hazretleri
“rahmetullahi aleyh” bir gün sevdiklerine;
İnsan, sevdiğine isyân eder mi?
diye sordu.
Etmemesi lâzım efendim, dediler.
Evet, insan sevdiğinin sözünü dinler.
Zîrâ sevmek, itâati gerektirir. İtaat
etmeyen, sevmiyor demektir. Öyleyse
Rabbimize itâat edelim. Edemiyorsak,
bâri sevdiğimizi iddiâ etmeyelim,
buyurdu.


27 Kasım 2012 Salı

NAMAZIN HİKMETLERİ (Namaz ve sağlığımız)..




Müslümân, namâzı Allahü teâlânın emri oldugu için kılar.
Rabbimizin emrlerinde birçok hikmet, fâide vardır. Yasaklarında
da birçok zararların oldugu muhakkakdır. Bu fâide ve zararların
bir kısmı bugün tıp mütehassıslarınca tesbît edilmis durumdadır.
Islâmiyyetin saglıga verdigi önemi, hiçbir din ve düsünce
vermemisdir. Dînimiz, ibâdetlerin en üstünü olan namâzı,
ömrümüzün sonuna kadar kılmayı emr etmisdir. Namâz kılan,
saglık için olan fâidelerine de elbette kavusur. Namâzın
saglık yönünden sagladıgı fâidelerden ba’zıları sunlardır:
1- Namâzda yapılan hareketler yavas oldugundan kalbi yormaz
ve günün muhtelif sâatlerinde oldugu için insanı devâmlı
dinç tutar.
2- Günde basını seksen def’a yere koyan bir kimsenin beynine
ritmik olarak fazla kan ulasır. Bu yüzden beyin hücreleri
iyice beslendiginden hâfıza ve sahsiyet bozukluklarına, namâz
kılanlarda çok daha az rastlanır. Bu insanlar dahâ saglıklı bir
ömür geçirirler. Bugün tıpta “demans senil” denilen bunama
hastalıgına ugramazlar.
3- Namâz kılanların gözleri, muntazam olarak egilip-dogrulmakdan
ötürü dahâ kuvvetli kan deverânına mâlik olur.  
 Bu sebeble göz içi tansiyonunda artma olmaz ve gözün ön kısmındakisıvının devâmlı degismesi temîn edilmis olur. Gözü “katarakt”veyâ “karasu” hastalıgından korur.

4- Namâz kılmakdaki izometrik hareketler, midedeki gıdaların
iyi karısmasına, safranın kolay akmasına ve dolayısıyla
safra kesesinde birikinti yapmamasına, pankreasdaki enzimlerinkolay bosalmasına yardımcı olacagı gibi, kabızlıgın giderilmesinde

de rolü büyükdür. Böbregin ve idrar yollarının iyice
çalkalanmasından, böbrekde tas tesekkülünün önlenmesine ve
mesanenin bosalmasına da yardımcı olmakdadır.

5- Bes vakt kılınan namâzdaki ritmik hareketler, günlük hayatda
çalısdırılamıyan adale ve eklemleri çalısdırarak, artroz ve
kireçlenme gibi eklem hastalıklarını ve adale tutulmalarını önler.
6- Vücûd saglıgı için temizlik muhakkak lâzımdır. Abdest ve
gusl, hem maddi, hem de ma’nevî bir temizlikdir. Iste namâz,
temizligin tâ kendisidir. Zîrâ hem bedenî, hem de rûhî temizlik
olmadan namâz olmaz. Abdest ve gusl bedenî temizligi saglar.
Ibâdet görevini yerine getiren bir kimse, rûhen dinlenmis, temizlenmisolur.
7- Koruyucu hekimlikde, muayyen zemânlarda yapılan beden
hareketleri çok mühimdir. Namâz vaktleri, kan dolasımını
tâzelemek ve teneffüsü canlandırmak için en uygun vaktlerdir.
8- Uykuyu tanzim eden önemli unsur namâzdır. Hattâ vücûdda
biriken statik (durgun) elektriklenme, secde yapmakla
topraklama yapılmıs olur. Böylece vücûd tekrâr zindelige kavusur.

Namâzın bu fâidelerine kavusmak için, namâzı vaktinde kılmakla
birlikde, temizlige, çok yimemege ve yinilen gıdâların temiz,
halâl olmasına da dikkat edilmesi de lâzımdır.

Kimseye bâkî degildir, mülk-i dünyâ sîmü zer,
bir harâb olmus kalbi, ta’mîr etmekdir hüner.

26 Kasım 2012 Pazartesi

KALP NASIL YUMUŞAR....


Ma’rûf-i Kerhî hazretlerine “rahmetullahi teâlâ aleyh” bir gün sevdiği bir kişi gelerek; 
Efendim, taş gibi katı olan kalbimin yumuşamasını istiyorum. Bana, ne tavsiye edersiniz? diye sordu.
Büyük velî cevâben;
Ölümü düşün ve onu hiç unutma. Ölümü düşünmek kalbi yumuşatır,
buyurdu.



23 Kasım 2012 Cuma

AŞURE GÜNÜ NÜN ÖNEMİ HAYIRLI CUMALAR...


Muharrem ayının onuncu günü yani yarın Aşure günüdür. Muharrem ayı, Kur'an-ı kerimde, kıymet verilen dört aydan biridir. Bu ayın en kıymetli gecesi de Aşure gecesi yani bu gecedir. Allahü teâlâ, birçok duaları Aşure günü kabul etmiştir. Hazret-i Âdem'in tevbesinin kabul olması, Hazret-i Nuh'un tufandan kurtulması, Hazret-i Yunus'un balığın karnından çıkması, Hazret-i İbrahim'in ateşte yanmaması, Hazret-i İdris'in canlı olarak göğe çıkarılması, Hazret-i Yakub'un, oğlu Hazret-i Yusuf'a kavuşması, Hazret-i Yusuf'un kuyudan çıkması, Hazret-i Eyyüb'ün hastalıktan kurtulması, Hazret-i Musa'nın Kızıldeniz'i geçmesi, Hazret-i İsa'nın doğumu ve ölümden kurtulup, diri olarak göğe çıkarılması Aşure günü oldu.
Aşure günü yapılması iyi olan işler:
1- Aşure günü oruç tutmak sünnettir. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
(Aşure günü oruç tutanın, bir yıllık günahları affolur.) [Müslim, Tirmizi, İ. Ahmed, Taberani]
(Aşure günü bir gün önce, bir gün sonra da tutarak Yahudilere muhalefet edin.) [İ.Ahmed]
[Yalnız Aşure günü oruç tutmak mekruhtur. Bir gün öncesi veya bir gün sonrası ile tutmalı!]
2- Sıla-i rahim yapmalı. Yani akrabayı ziyaret edip, hediye ile veya çeşitli yardım ile gönüllerini almalı.
3- Sadaka vermek sünnettir, ibadettir. Hadis-i şerifte, (Aşure günü, zerre kadar sadaka veren, Uhud Dağı kadar sevaba kavuşur) buyuruldu. (Şir'a)
(Bugün ibadettir) diye aşure pişirmek günahtır. Aşurenin bugüne mahsus ibadet olmadığını bilerek, bugün aşure veya başka tatlı yapmak günah olmaz, sevap olur. Bu inceliği iyi anlamalı. Tedavi niyetiyle sürme çeken bugün de sürmelenebilir. Hadis-i şerifte, (Aşure günü ismidle sürmelenen, göz ağrısı görmez) buyuruldu. (Hakim)
4- Çok selam vermeli. Hadis-i şerifte, (Aşure günü, on Müslümana selam veren, bütün Müslümanlara selam vermiş gibi sevaba kavuşur) buyuruldu. (Şir'a)
5- Çoluk çocuğunu sevindirmeli! Hadis-i şerifte, (Aşure günü, aile efradının nafakasını geniş tutanın, bütün yıl nafakası geniş olur) buyuruldu. (Beyheki)
6- Gusletmeli. Hadis-i şerifte, (Aşure günü gusleden mümin, günahlardan temizlenir) buyuruldu. (Şir'a)



22 Kasım 2012 Perşembe

ATEŞİ BİLEN MUM GİBİ OLUR...




Kim ölüme hazırlanırsa, huyu güzel olur. İnsan, yalnız ateşte yanmayı düşünse aklı gider, mum gibi olur. 

21 Kasım 2012 Çarşamba

İNSANLARI SEVİNDİRİRSEN....





Evliyânın büyüklerinden
Kadı Muhammed Zâhid
"rahmetullahi teâlâ aleyh"
bir gün buyurdu ki:
İnsanların sıkıntısını gidermek ve
kulları sevindirmek, çok sevaptır,
Nitekim bir hadîs-i şerîfte;
Bir din kardeşinin sıkıntısını giderenin,
Hak teâlâ, kıyâmet gününde, sıkıntısını
giderir. Kim bir Müslimânı sevindirirse,
Allahü teâlâ kıyâmette onu sevindirir,
buyuruldu.

20 Kasım 2012 Salı

KENDİNDEN TİKSİNMEYENİN HALİ...



Cüneyd-i Bağdadi hazretlerinin talebelerinden birisi, gördüğü rüyalar üzerine, "Artık ben kemâle geldim. Sohbete lüzum kalmadı" vesvesesine kapılıp, bir kenara çekildi.

Bundan sonra gördüğü güzel rüyalar daha da arttı. Rüyasında kâh uçuyor, kâh insanlara vaaz ediyor, kâh bağlık bahçelik içinde güzel nehirler ve çok lezzetli yemekler yediğini görüyordu. Kendisini bulup, sohbetlere niye katılmadığını soran arkadaşlarına bu hâlini anlattı, artık ilmi tamamladığına inandığını, bundan sonra da irşatla uğraşacağına dair karar verdiğini söyledi.

Arkadaşları dönüp, hocaları Cüneyd-i Bağdâdi hazretlerine durumu arz ettiklerinde, (Madem öyle, gidin ona söyleyin, onu bu gece Cennete götürürlerse, Cennete vardığında üç defa Lâ havle… okusun) buyurdu.

Talebeler gidip, o arkadaşa bunu söylediler. O da, hay hay, öyle olursa okurum dedi.

Hakikaten o kimseyi rüyasında Cennete götürdüler. O kimse Cennete vardığında üç defa Lâ havle okudu. Gördüklerini ve kendisinde hasıl olan şeytani hâllerin hepsini unuttu. Bir anda kendisinin pislik ve çöplük içerisinde olduğunu gördü. Uyandığında içine düştüğü hatayı anladı. Çok pişman olup tevbe etti ve gelip hocasının elini öptü. Sohbetlere devam edip, talebeler arasındaki yerini aldı.

Cüneyd-i Bağdadi hazretleri ilk sohbetinde onlara buyurdu ki:
"Rüyalara güvenilmez. Rüyadaki padişahlığın ne kıymeti var? Uyanıkken ele geçene bakmak lazım. Herkese bir rehber, mürşid-i kâmil lazımdır. Aksi halde şeytan gelip kendisine musallat olur ve insan maazallah ona tâbi olur. Sadık olan, ihlaslı olan her aradığını mürşidinde arar ve bulur. Bu din edep dinidir, ahde vefa dinidir. Hocam hayatta iken tam 30 sene din hakkında konuşmadım. Sonunda emirle konuştum, yani konuşmamı emrettiler, ancak ondan sonra hocamdan öğrendiklerimi nakletmeye başladım. Yine kendiliğimden bir şey söylemedim. Hocamdan naklettiklerimi, kendi bilgim gibiymiş gibi anlatsaydım, hırsızlık etmiş olurdum. Büyükler evden bir şey getirmezler, hırsızlık etmezler, kendilerine mal etmezler. Kimse kendini bir şey zannetmesin, bu yolda olmak yoktur, yok olmak vardır. Aynaya bakıp da kendinden tiksinmeyen, kendi yüzüne tükürmeyen, bu büyüklerin kemalatından mahrumdur yani istifade edememiştir."
 

19 Kasım 2012 Pazartesi

ÖMRÜMÜZ AZALIYOR...




Mâlik bin Dînâr "rahime-hullahü teâlâ"
hazretlerine bir gün bâzı sevdikleri;
 Tasavvuf nedir efendim? dediler.
Cevâbında;
Tasavvufu, yediyüz âlim birer târif
yapmışlardır. Ama bunlardan biri
benim çok hoşuma gidiyor,
buyurdu.
O hangisi efendim? dediler.
Ehemmi mühimme tercih etmektir.
Yâni daha mühim olanı önce yapmak,
az mühim olanı sonraya bırakmaktır.
Bunu yapabilen bir kimse, en iyi
tasavvufcudur, buyurdu.



17 Kasım 2012 Cumartesi

UYKU ADABI...



Günümüzün ortalama üçte biri uyku ile geçmektedir. Gafletle geçmemesi için uykuyu da değerlendirmek gerekir. Müminin her hareketi şuurlu olmalıdır. Gafletle yatıp gafletle kalkmamalıdır! 
Rastgele yatağa girip uyumak doğru değildir.

1-
 Yatağa abdestli girmelidir! Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
(Abdestli yatanın ruhu Arşa yükselir ve gördüğü rüyalar doğru olur. Abdestsiz yatanın ruhu yükselmez, gördüğü rüyalar, karışık olur, doğru çıkmaz.) [İ.Gazali]

(Abdestli yatan, gece ibadet eden ve gündüz oruç tutan kimse gibi sevap kazanır.)
 [Hakim] 

2- Misvaklanıp sağ yanı üzere kıbleye karşı yatmak sünnettir. Uyku, ibadetleri kuvvetle ve sağlam yapmak niyetiyle olursa ibadet olur. Hadis-i şerifte buyuruldu ki: 
(Âlimlerin uykusu ibadettir.) [İ.Gazali]

3- Borçları ve önemli işleri olan kimse, vasiyetini yazmadan yatmamalıdır! Çünkü sabaha çıkacağını kimse bilemez. Eğer vasiyetsiz ölürse, Kıyamete kadar konuşamaz. Ölüler kendini ziyaret eder, onunla konuşmaya çalışırlar, fakat o cevap veremez. O zaman (Bu miskin vasiyetsiz ölmüş) derler. Vasiyet olarak, varsa kul borçlarını, namaz ve oruç kazaları gibi Hak borçlarını yazmalı, ölümünden sonra ne yapılmasını istiyorsa bildirmelidir!

4- Günahlarına tevbe edip uyumalıdır! Herkese iyilik yapacağına, uyandığı zaman kimseye fenalık etmeyeceğine niyet ederek yatmalıdır! Hadis-i şerifte buyuruldu ki: 
(Hiç kimseye zulüm ve kin hissi duymadan yatanın günahları affolur.)[İ.Ebiddünya]

5- Yatarken, gece ibadete kalkmaya niyet etmelidir! Hadis-i şerifte buyuruldu ki: 
(Gece ibadet etmek niyetiyle yatan, fakat uyku galebe çalıp sabaha kadar uyanamayan, niyeti sebebiyle gece ibadet etmiş gibi sevaba kavuşur. Uykusu da kendisine Allahü teâlânın ihsan ettiği bir sadaka olur.) [İ.Mace]

6- İyice uyku gelmeden yatmamalıdır! Kıymetli ömrü uyku ile geçirmemelidir! İhtiyaç kadar uyumalıdır!

7- Yatarken Âyet-el-kürsi, üç İhlas ve bir Fatiha, iki Kuleuzüyü okumalıdır! Salevat-ı şerife getirmelidir! "Amenerresulüyü yatsıdan sonra okumayı âdet edinmelidir! Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
(Gece Bekara suresinin son iki âyetini okuyana, bu iki ayet, her şey için kâfidir.) [Müslim]

8- Uykunun bir nevi ölüm, uyanmanın da dirilmek olduğunu düşünmelidir!Hazret-i Lokman, oğluna (Oğlum, ölümden şüphen varsa, uyuma! Uyumak mecburiyetinde kaldığın gibi, ölmeye de mahkumsun. Eğer dirilmekten şüphe ediyorsan, uykudan uyanma! Uykudan uyandığın gibi öldükten sonra da dirileceksin) buyurmuştur.

9- Yatarken yarınki hayırlı işleri yapabilmek için istirahat etmeye, sabah namazına kalkmaya ve ertesi gün hayırlı işler yapmaya niyet etmeli! Böyle niyet edenin uykusu ibadet olur. Gece uyanınca dua etmeyi âdet haline getirmeli! Hadis-i şerifte buyuruldu ki: 
(Uykudan uyanınca, "Allahümmağfirli" derse, duası kabul olur.) [İ. Ebiddünya]

10
- Henüz sabah namazının vakti girmeden, yani seherde kalkmaya çalışmalıdır. Seher vakti kalkmak berekettir. Hele sabah namazının vakti girdikten sonra, güneş doğana kadar uyumak rızk yönünden de zararlıdır. Hadis-i şerifte buyuruldu ki: 
(Sabah uykusu, rızka manidir.) [Beyheki]

16 Kasım 2012 Cuma

İYİLİĞE TEŞEKKÜR ETMELİ....ve HAYIRLI CUMALAR



İyilik edene, mal ile, hizmet ile karşılığı yapılır. Bunu yapamayan, hamd ve sena, teşekkür ve dua eder. İyiliğe karşı, iyilik yapmak, insanlık vazifesidir. Böyle olunca, her iyiliği yapan, en büyük iyilik olarak, yok iken var eden, en güzel şekli veren, lüzumlu uzuvları, kuvvetleri ihsan eden, herbirini bir ahenk ile işleterek sıhhat veren, akıl ve zeka bahşeden, çoluk çocuk, ev, ihtiyaç eşyası, gıda, içecek, elbiselerimizi yaratan yüce bir sahibe, bu nimetleri sebepsiz, karşılıksız ihsan eden ve her an yok olmaktan, düşmandan, hastalıktan muhafaza eden ve bize hiç ihtiyacı olmayan, sonsuz kuvvet, kudret sahibi olan Allahü teâlâya şükretmemek, kulluk hakkını ödememek ne büyük kabahat, ne çok zulüm ve ne alçak bir vaziyet olur? Hele, Ona ve nimetlerin Ondan geldiğine inanmamak veya bunları başkasından bilmek en büyük zulüm, en çirkin yüz karası olur. 

15 Kasım 2012 Perşembe

ARKADAŞIN KUSURU...


Gıyabında kusurlarından bahsetmemelidir. Bize söylediği şeyleri sır olarak kabul edip kimseye söylememeliyiz! Arkadaşın hoşlanmadığı şeyleri söylememelidir. Fakat emr-i maruf cinsinden ise, münasip şekilde ikaz edilir.


Arkadaşının bir kusurunu görünce kendi kusurlarını hatırlamalıdır. (Ben kusurlarımı düzeltemediğime göre, arkadaşımı mazur görmem lazımdır) diye düşünmelidir. Bir kusuru ile onu kötü görmeye kalkmak doğru değildir.

Kusursuz insan bulmak kolay mı? Bizim Allahü teâlâya karşı ne kusurlarımız vardır.
İnsanlar bizim kusurlarımızı bilse, konuşacak arkadaş bulamayız. Bir insanın iyilikleri ve kusurları da olur. Kusur araştırmak münafıklık alametidir. Mümin mazeret arar. Münafık suç araştırır. Kerem sahipleri arkadaşların kusurlarını bağışlar. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
(Gördüğü iyilikleri gizleyip, gördüğü kötülükleri teşhir eden kötü komşudan Allahü teâlâya sığının!) [Nesai]

İyiliği kötülüğüne galip gelen kimse, iyi insan demektir. Arkadaşımız hakkında kötü konuşmamak ve ona suizan etmemek üzerimize borçtur. Kusurları örtmek ve onları görmezlikten gelmek er kişinin, salihlerin işidir. En üstün derece kötülükleri gizleyip iyilikleri açıklamaktır. İsa aleyhisselam havarilerine sordu:
- Uykuda olan arkadaşınızın mahrem yerleri açılsa ne yaparsınız?
- Örteriz.
- Belki açar, iyice açığa çıkarırsınız.
- Bunu kim yapar ki?
- Biriniz, arkadaştan bir söz duyduğunda biraz daha ekleyip söylemeniz, aynı şey değil midir?

Bir insan kendisi için sevdiğini, başkası için de sevmedikçe kâmil mümin olamaz.
Arkadaşlığın en düşük derecesi, onun bize yapmasını istemediğimiz şeyleri yapmamaktır. Onun bize yapmasını istediğimiz şeyleri ona yapmaktır.

Her insan, kendi kusurlarının örtülmesini ister. Beklediğinin aksi yapılırsa ona karşı nefret ve kin hissi uyanır. Arkadaşına karşı kin ve hasedi olan kimsenin imanı zayıf ve sonu tehlikelidir.

Arkadaşının aynen kendisi olduğunu kabul ederek, kendi ayıplarının açıklanmasını istemediği gibi onun da ayıplarını gizlemelidir. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
(Arkadaşının ayıplarını örten kimsenin, Allahü teâlâ, dünya ve ahirette kusurlarını örter. Bir ölüyü diriltmiş gibi olur.) [Hakim]


13 Kasım 2012 Salı

YARIN HİCRİ YILBAŞI GECESİ...



Peygamber efendimiz Muhammed aleyhisselam, miladi 571’de 20 Nisana rastlayan, Rebiulevvel ayının 12. Pazartesi sabahı, Mekke’de doğdu. 622’de Mekke’den Medine’ye hicret etti. 20 Eylül Pazartesi günü, Medine’nin Kuba köyüne geldi. Bu tarih Müslümanların şemsi yılbaşı oldu. O yılın Muharrem ayının 1. günü de, hicri [kameri] yılbaşı oldu. Muharrem ayının birinci gecesi [bu sene, çarşambayı perşembeye bağlayan gece, yani yarın gece] Müslümanların yılbaşı gecesidir.
Bu geceyi ihya etmeli ve saygı göstermeli. Saygı göstermek, günah işlememekle olur. Zilhicce ayının son günü ve Muharrem ayının birinci günü oruç tutan, o yılın tamamını oruç tutmuş gibi sevaba kavuşur. Bir hadis-i şerifte, (Ramazandan sonra en faziletli oruç, Muharrem ayında tutulan oruçtur)buyuruldu.
İslamiyet’ten önce Araplar, Muharrem ayında savaşmak isteyince, o yıl Muharrem ayının ismini, sonraki aya koyarlar, sonraki ayın ismini, Muharrem ayına takarlardı. Böylece, haram ay, Muharrem ayından bir sonraki ay olurdu. Tevbe suresinin 37. âyet-i kerimesi geldi, ayların yerlerini değiştirmeyi yasak etti.
Kur’an-ı kerimde bildirilen ve dinde kullanılan Arabî ayların bir yılı, bir güneş yılından on gün kısadır. Hicri kameri aylar, hicri şemsi ve miladi aylara göre, on gün önce gelmektedir. Bunun için Müslümanların mübarek günleri veya geceleri, şemsi yıllara göre, her yıl on gün önce olur, çünkü mübarek günler, güneş aylarına göre değil, kameri aylara göre yapılır. Dinimiz böyle emretmektedir.
İslamiyet’te, güneş yılının ayları içinde sayılı bir mübarek gün yoktur. Doğum günü ve mübarek geceler, hicri yıl ile kutlanır. Bütün ibadetlerde ve dini faaliyetlerde kameri aylar esas alınır. Hac, oruç, kurban ve bayram günleri, kameri aylara göre tespit edilir. Haccı Allahü teâlânın bildirdiği Zilhicce ayında yapmayıp da, miladi bir ayda, mesela Ocak ayında yapmak; orucu Ramazan ayında değil de, Şubat ayında tutmak, dini değiştirmek olur. Bütün mübarek geceler de kameri aylara göre tespit edilir.




12 Kasım 2012 Pazartesi

ARKADAŞLIKTA GÜZEL AHLAK...



Arkadaşlık güzel huyun meyvesidir. İnsanlarla dostluk kuramamak kötü huyun neticesidir. Güzel ahlak, birbirini sevmeyi, kötü ahlak sevmemeyi gerektirir. Güzel ahlakın dinimizde mühim yeri vardır. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
(İnsanları Cennete sokan Allah korkusu ve güzel ahlaktır.) [Hakim]

(İnsanoğluna verilen en güzel şey, güzel ahlaktır.) [İbni Mace]

(Güzel ahlak, gelmeyene gitmek, kötülük edeni bağışlamak, vermeyene vermektir.)
 [Beyheki]

(Ahlakı güzel olan kimseyi, Cehennem ateşi yakmaz.) [Taberani]

(Bana en yakın olanınız, ahlakça en güzel olan ve etrafındakilerle hoş geçinenlerdir. Bunları herkes sever, bunlar da herkesi sever.) 
[Taberani]

(Mümin, ünsiyet eder ve kendisiyle ünsiyet edilir. Yani, sevilip kendisiyle iyi geçinilir. İyi geçinmeyen ve kendisiyle geçinilemeyen kimsede hayır yoktur.) [Hakim]

(Allah için dost olan iki arkadaş, buluştukları zaman, biri diğerini yıkayan iki el gibi, biri diğerinden istifade eder.) 
[Deylemi]

(Allah için dost olan kimseyi, Allahü teâlâ, Cennette hiçbir ameli ile ulaşamayacağı yüksek dereceye yükseltir.) [İbni Ebiddünya]

(Allah için seven iki arkadaştan en iyisi, arkadaşını daha çok sevendir.)
[Hakim]

11 Kasım 2012 Pazar

ARKADAŞ SEÇERKEN...


Atalarımız, (Kiminle gezdiğini söyle, senin kim olduğunu söyleyeyim) demişlerdir. Ancak ortak vasıfları olanlar birbiriyle arkadaşlık yaparlar. Bir iyi ile bir kötü arkadaş olamaz. Eğer arkadaşlığa devam ederlerse ya kötü iyi olur veya iyi kötü olur. Eğer kötü kötülüğünde, iyi de iyiliğinde diretirse arkadaşlıkları uzun sürmez. Bu bakımdan arkadaş seçerken şunlara dikkat etmelidir:


1- Arkadaşı akıllı olmalıdır. Akıllı olmayana ahmak denir. Hazret-i Ali buyurdu ki:
(Ahmak ve cahil ile arkadaşlık etme! Ondan kendini koru! Nice ahmaklar var ki, arkadaş oldukları akıllı kimseleri helak ederler. Kişi arkadaşı ile ölçülür. Kalbler buluştuğu zaman birinin diğerine tesiri vardır.)



Ahmak insan, iyilik yapacağım derken kötülük yapar. Onun için atalarımız, (Ahmak dost, akıllı düşmandan kötüdür) demişlerdir. Akıllı kimse, İslam ahlakı ile süslenmiş kimsedir. Hakikati kabul eden kimsedir.



2- Arkadaşı güzel ahlaklı olmalıdır. Güzel ahlaklı olmayan kimsede hayır yoktur. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
(Güzel ahlaklı olan mutlu olur.) [Beyheki]
Güzel ahlakın en azı, meşakkatlere göğüs germek, yaptığı iyiliklerden karşılık beklememek, bütün insanlara karşı şefkatli olmaktır.



3- Fasık olmamalıdır. Fasık, açıktan günah işleyen kimsedir. Allahü teâlâdan korkan kimse, büyük günahlarda ısrar etmez. Allahü teâlâdan korkmayan ise itimat olunmaz.



4- Bid’at sahibi olmamalıdır. Bid’at ehliyle arkadaşlık, gayrimüslimlerle arkadaşlık etmekten daha kötüdür. Sapık kimselerden uzak durmalıdır. İmam-ı Rabbani hazretleri buyurdu ki: (Bid’at sahibine kıymet veren, İslamiyet’i yıkmaya yardım etmiş olur.) Hadis-i şerifte (Bid’at ehliyle düşüp kalkmayın! Onların hastalığı uyuz gibi bulaşıcıdır) buyuruldu.



5- Seçmek istediğimiz arkadaş, dünyaya düşkün olmamalıdır. İlk önce bu saydığımız vasıflara kendimiz sahip olmalıyız. Ondan sonra da arkadaşımızda aramalıyız. Dünyanın faydasız şeyleri peşinde koşan kimselerle arkadaşlık öldürücü zehirdir. İnsanın tabiatı, beraber yaşadığı insanlara uymaya meyyaldir.


10 Kasım 2012 Cumartesi

HAYZ İLMİNİ ÖĞRENMEK ŞARTTIR.



Kadın erkek her Müslümanın ilmihâl bilgilerini öğrenmesi farzdır. Bunun için, kadın ve kocasının hayz ve nifas bilgilerini öğrenmeleri gerekir. Kocası, kadına öğretmeli, kendisi bilmiyorsa, bilen kadınlardan öğrenmesi için izin vermelidir. Kocası izin vermeyen kadının, ondan izinsiz gidip öğrenmesi lazımdır. Çünkü abdest, namaz, Kur'an-ı kerim, oruç, hac, bâlig olmak, evlenmek, boşanmak, iddet beklemek gibi hususlar ve ibadetler için, hayz ilmini öğrenmek şarttır. Bunları bilmeyen, harama düşer, ibadeti sahih olmaz.

Bir kız, hayz görmeye başlayınca bâliga, yani kadın olur. Hayz görmeyen kız, 15yaş tamam olunca, büluğa ermiş [bâliga] olur. 8 yaşını tamamlayan kıza, anasının, anası yoksa, ninelerinin, ablalarının, hala ve teyzelerinin hayz ve nifas ilmini öğretmeleri farzdır. Öğretmezlerse, kendileri ve kocaları büyük günaha girerler. 

Hayz bilgisi o kadar zor değildir. Zor olsaydı dinimiz, âlim cahil herkesin öğrenmesini emretmezdi. Buhara’da Ahmed bin Hafs isminde bir genç evlenmişti. İlk gece, kız buna, ”Hayz ilmini öğrendin mi?” dedi. Hayır deyince, kız, “Allahü teâlâ, (Kendinizi ve emrinizde olanları ateşten koruyun) buyurdu. Cahil olan nasıl koruyabilir?” dedi. Bu söz gence çok tesir etti. Hanımını Allahü teâlâya emanet ederek, Merv’de yıllarca ilim tahsil edip âlim olarak evine döndü. Hocası, buna Ebu Hafs-i kebir ismini koydu.

9 Kasım 2012 Cuma

AYAK SESLERİ....





Hep bu ayak sesleri, hep bu ayak sesleri,

Dolaşıyor dışarıda, gün batışından beri.
Bu sesler dokunuyor en ağrıyan yerime,
Bir eski çıban gibi işliyor içerime.
Ey şimdi kara haber gibi bana yaklaşan,
Sonra saadet olup yanımdan uzaklaşan
Sesler, ayak sesleri, kesilmez çıtırdılar!
Bana gelen müjdeyi galiba caydırdılar.
Böyle adım atarlar, ayrılanlar eşinden,
Böyle yürür, gidenler, bir tabutun peşinden.
Kimsesiz gecelerim, bu kesik sesle doldu,
Artık, atan kalbim de bir ayak sesi oldu.
Bir gün, sönük göğsüme düştüğü vakit başım,
Benden ayrılıyormuş gibi bir can yoldaşım,
Gittikçe uzaklaşan bu sesi duya duya,
Yavaşça dalacağım o kalkılmaz uykuya…


NFK....


Herkese Hayırlı Cumalar..

8 Kasım 2012 Perşembe

KARAR VERMELİYİZ...




·       İnsanlar insanların dışını görür. Allahü teala içlerini görür. İnsanları mı memnun etmek, Allahü tealayı mı memnun etmek istediğimize iyi karar vermeliyiz.

6 Kasım 2012 Salı

İSLAMİYETİN ŞÜKRÜ....




Ehl-i sünnet âlimlerini, Silsile-i aliyye büyüklerini tanıyan, seven, onların yolunda dinimize 

hizmet etmeye çalışan kimse, bu özel nimetin kıymetini bilmeli, şükrünü eda etmeli. Şükretmezsek, sahip olduğumuz bu büyük nimet, bir anda elimizden gidebilir.

En çok korkulacak husus, bu nimete kavuştuktan sonra, tekrar eski hâle düşmektir. Bu nimetin şükrünü eda etmeli ki, eski hâle düşülmesin. Kur’an-ı kerimde mealen,(Verdiğim nimete şükretmezseniz, elinizden alır, şiddetli azap ederim)buyuruluyor.


Dinimize hizmet etmekle ancak bu nimete şükredilmiş olur! Çünkü biz, hizmet edenlerin sayesinde Müslüman olduk.

Vakti boşa geçirmemeli, Allahü teâlânın verdiği bu nimetten mahrum kalmamalı. Âhirette günahların dağ gibi yığıldığı günde, bizi ancak bu hizmetlerin sevabı kurtarabilir. Bu sevablardan mahrum kalan, çok pişman olur. Âhiretten dünyaya bir daha gelmek yoktur.

Kur’an-ı kerimde mealen buyuruluyor ki:
(Eğer babalarınız, oğullarınız, kardeşleriniz, hanımlarınız, aşiretiniz[hısım, akraba ve yakınlarınız], kazandığınız mallar, kesada uğramasından korktuğunuz ticaret ve meskenler, size Allah’tan, Resulünden ve Allah yolunda cihaddan daha sevimli ise, Allah’ın emri [azabı] gelinceye kadar bekleyin! Allah fâsıklar güruhunu hidayete erdirmez.)
Allah’ın (Sevmeyin!) dediklerini sevenin sonu elbette felaket olur. (Sevin!)dediklerini sadece Onun rızasına kavuşmak için seven ise aziz olur.

1 Kasım 2012 Perşembe

EN TALİHSİZ İNSAN..




Dünyanın en talihsiz insanı, Allahü teâlâya güvenmeyen veya güveni az olandır. Çocuk daha anne karnındayken, Cebrail aleyhisselam, ona der ki:
(Sakın rızkından endişe etme! Allah senin rızkına kefildir. Dünyaya geldiğinde senin olacak rızıkların hepsinin üstüne senin ismini yazmıştır. Sen rızkını aradığın gibi, o da seni arar.)
Cenab-ı Hak daha anne karnında kefil oluyor. Onun için, dünyanın en ahmak insanı, rızkı için endişe duyandır. Bizi yoktan var eden, her an varlıkta durduran ve rızkımıza kefil olan, niye vermesin?
İnsanın şerefi, itibarı, ilim ve edepledir. Çok mal mülk ve yüksek etiket sahibi olmak, itibar kaynağı değildir. Cenab-ı Hak itibarı dine koymuş, itibarsızlığı dünyaya vermiştir.