24 Temmuz 2012 Salı

AZICIK KİBİR...



Evliyânın büyüklerinden Emîr Gilâl rahmetullahi aleyh hazretleri Buhara’da Kasr-ı Ârifân denilen yerde talebeleri ile birlikte dergahta sohbet ediyordu.

Bir kış günü, dışarıda kar lapa lapa, fırtına, soğuk, kış kıyamet, içeride de büyükçe bir odun sobası yanıyor. İçerisi sıcak ve üzerinde çay demlenmiş. İşte o soğuk fırtınalı günde Şâh-ı nakşibend Behâeddîn-i Buhârî rahmetullahi aleyh, hocasının sevgisi kalbine düşmüş, nefes nefese, yara bere içerisinde, yarı donmuş vaziyette çok uzaklardan gelip kendisini dergâhın kapısına zor atıyor. Tabii gürültü olunca, içeride sohbet etmekte olan Emîr Gilâl hazretleri buyurur ki:
- Nedir o gürültü bakın bakalım!

Talebeleri bakıp cevap veriyorlar:
- Buz tutmuş hâlde gelen Behâeddîn-i Buhârî’dir efendim.
- Niçin gelmiş ki? Sokmayın içeriye, geldiği yere dönsün!
Giden talebesi zorda kalarak hocasının emrini bildiriyor:
- Kabul edilmediniz, geriye dönün!
O sıra  Behâeddîn-i Buhârî  hazretleri düşüp orada kalıyor. Herkes dağılıp gidince, gece Emîr Gilâl hazretleri bir ara dışarı çıkıyor. Canlılık alâmeti olan yumuşak bir nesneye bastığını fark ediyor. Eğilip bakınca ne görsün? Bu Behâeddîn-i Buhârî hazretlerinden başkası değil. Onu kucaklıyor, içeriye alıyor, yüzünü gözünü temizliyor, sıcak çorbasını içiriyor, bütün sıkıntılarının gitmesi için elinden geleni yapıyor. Behâeddîn-i Buhârî hazretleri kendisine gelince, kendi kendine; “Ben neredeyim?” diyor. “İyi yerdesin.” diye cevaplıyorlar.
- Biraz evvel dışarı atılmışken, şimdi içeride, hem de kucağınızdayım, bu şefkatin hikmeti nedir?

Emîr Gilâl hazretleri kulağına eğilip buyurur ki:
- Behâeddîn! Her şeyin iyi idi, fakat henüz kibrin kırılmamıştı. Başka çârem yoktu. O çıkmadan oraya faydalı bir şey giremez. Onun için kısa yoldan onun çıkmasını istedim. Şimdi, kalbimde ne varsa senin olsun.

İşte o zaman Behâeddin-i Buhârî hazretleri oluyor.  


2 yorum:

sedaSRC(BiçDikGiy) dedi ki...

ne kadar güzel insanlar yaşamış onlar gibi yaşayailmeyi nasip etsin Rabbim inşALLAH

NİL dedi ki...

amin inşlah