14 Nisan 2012 Cumartesi

EVLENMEKTEN MAKSAT..



Peygamber efendimiz, (İki Müslüman Allah rızası için bir araya gelse, şeytan uzakta bekler, yanlarına yaklaşamaz) buyuruyor. Saliha bir hanımla evlenince de, iki Müslüman bir araya gelmiş olur, şeytan aralarına giremez. İkisi iyi geçindiği müddetçe, İblis zarar veremez. Ama bir hır gür çıkarsa, Allah muhafaza etsin, şeytan gelir, hem bir tane değil, birçoğu üşüşür, aralarını bozar. Zaten içimizde olan nefis de, bu durumu fırsat bilip, elinden geleni yapar.
Evlenecek kardeşlerimize çok önemli bir tavsiyemiz var. Evlenecek kimsenin, çok korkması gereken şey, kul hakkıdır. Gelen hanım, hizmetçi değildir, Allah’ın bir kuludur. Âhirette en zor hesap kul hakkından verilecektir. Onlar esir, köle değildir. Kıymetini bilen için sultandır. İslamiyet’in dışına çıkarsa, kocasına da günah yazılır. Evlenmekten maksat, bir Müslüman hanımı kurtarmak ve onu hak yolda muhafaza etmektir. Bunu başarabilen kimse, çok kıymetli insandır.
Başını örten, namazını kılan, eşine itaat eden hanım, Cennet nimetinin tâ kendisidir.
Kadın, âhirette üç şeyden sorguya çekilir:
1- Dine uygun örtündün mü?
2- Namazını istenilen şekilde kıldın mı?
3- Eşine itaat ettin mi?
Ama erkeğin durumu öyle değildir. Eve getireceği rızıktan ve kadının hâl ve hareketinden de mutlaka sorulacaktır. Mesuliyeti büyüktür. Kadının günaha girmesi, Allah muhafaza etsin, kocasının bütün ibadetlerinin sevabını yok eder, çünkü kötülük daima iyiliğe hâkimdir. Erkek, yuvasında İslamiyet’i muhafaza etmek için her fedakârlığı yapmalı, her sıkıntıya katlanmalı, her tedbiri de almalıdır. Evde Ehl-i sünnet âlimlerinin kitapları mutlaka okunmalıdır.
Peygamber efendimiz, (Evlenen ve evlendiren Allah’ın dostudur) buyuruyor. Dinimize uygun şekilde, uygun yerlerde evlenenler ne şanslıdır. Ya dinimize uygun olmayan şekilde, haram işleyerek, uygun olmayan yerlerde evlenselerdi? O yuvadan hayır gelir miydi? Büyükler, (Keennel-harâme nârün=Haram ateştir) buyuruyor. (Keenne) demek, (hemen hemen) manasındadır. Büyüklerin, (hemen hemen) demesi tahmin, zan değildir, onların zanları kesinlik ifade eder. O büyükler, kibir gibi görülmesin diye (Zannediyorum) derler. Netice, haram mutlak ateştir. Bu ateşe düşen yanar, mahvolur. Ateşin içinde olan, nasıl mutlu olabilir?

Hiç yorum yok: