·
İnsanlar
insanların dışını görür. Allahü teala içlerini görür. İnsanları mı memnun
etmek, Allahü tealayı mı memnun etmek istediğimize iyi karar vermeliyiz.
PINARDAN DAMLAYANLAR etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
PINARDAN DAMLAYANLAR etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
8 Kasım 2012 Perşembe
6 Kasım 2012 Salı
İSLAMİYETİN ŞÜKRÜ....
Ehl-i sünnet âlimlerini, Silsile-i aliyye büyüklerini tanıyan, seven, onların yolunda dinimize
hizmet etmeye çalışan kimse, bu özel nimetin kıymetini bilmeli, şükrünü eda etmeli. Şükretmezsek, sahip olduğumuz bu büyük nimet, bir anda elimizden gidebilir.
En çok korkulacak husus, bu nimete kavuştuktan sonra, tekrar eski hâle düşmektir. Bu nimetin şükrünü eda etmeli ki, eski hâle düşülmesin. Kur’an-ı kerimde mealen,(Verdiğim nimete şükretmezseniz, elinizden alır, şiddetli azap ederim)buyuruluyor.
Dinimize hizmet etmekle ancak bu nimete şükredilmiş olur! Çünkü biz, hizmet edenlerin sayesinde Müslüman olduk.
Vakti boşa geçirmemeli, Allahü teâlânın verdiği bu nimetten mahrum kalmamalı. Âhirette günahların dağ gibi yığıldığı günde, bizi ancak bu hizmetlerin sevabı kurtarabilir. Bu sevablardan mahrum kalan, çok pişman olur. Âhiretten dünyaya bir daha gelmek yoktur.
Kur’an-ı kerimde mealen buyuruluyor ki:
(Eğer babalarınız, oğullarınız, kardeşleriniz, hanımlarınız, aşiretiniz[hısım, akraba ve yakınlarınız], kazandığınız mallar, kesada uğramasından korktuğunuz ticaret ve meskenler, size Allah’tan, Resulünden ve Allah yolunda cihaddan daha sevimli ise, Allah’ın emri [azabı] gelinceye kadar bekleyin! Allah fâsıklar güruhunu hidayete erdirmez.)
Allah’ın (Sevmeyin!) dediklerini sevenin sonu elbette felaket olur. (Sevin!)dediklerini sadece Onun rızasına kavuşmak için seven ise aziz olur.
1 Kasım 2012 Perşembe
EN TALİHSİZ İNSAN..
15 Ekim 2012 Pazartesi
ALLAHÜTEALA DAN GELENE RAZI OLMAK..
Muttarif bin Abdullah “rahmetullahi teâlâ aleyh” hazretlerinin evlâdı vefât ettiği zaman, zâhiren hiç üzüntülü hâli görünmedi.
Sakalını taradı. Güzel elbiseler giydi.
Sebebini sorduklarında;
Allah’tan gelene rızâ göstermeyip de feryâd etmemi mi bekliyordunuz? Şu dünyânın hepsi benim olsaydı ahretin bir yudum kevser suyu karşılığında fedâ ederdim,buyurdu.
7 Ekim 2012 Pazar
BÜTÜN SÖZ VE HAREKETLER İSLAMİYETE UYMALI..
Nasîhatların hülâsası, özü, Allahü teâlâya kulluk ve itâ’at etmenin ne demek olduğunu bildirmekdir. Tâat demek ve ibâdet demek, Peygamberimiz Muhammed aleyhisselâma tâbi’ olmak demekdir. Ya’nî, bütün sözlerini ve hareketlerini Onun emrlerine ve nehylerine uydurmak demekdir. Ya’nî her söylediğin ve her yapdığın ve söylememen ve yapmaman, hep Onun emri ile olmakdır. Şunu iyi bil ki, ibâdet şeklinde yapdığın işler, eğer Onun emri ile olmadı ise, ibâdet olmaz, belki günâh olur. Eğer nemâz ve oruc iseler de böyledir. Nitekim biliyorsun ki, Ramezân Bayramının birinci günü ve Kurban Bayramının her dört günü oruc tutmak günâhdır, isyân etmekdir. Hâlbuki, oruc bir ibâdetdir. Fekat, emr ile olmadığından günâh oldu. Bunun gibi, başkasından zor ile alınan elbise içinde veyâ böyle bir yerde nemâz kılmak da günâhdır. Hâlbuki nemâz bir ibâdetdir. Fekat, emr ile olmayınca isyân oluyor. Bunlar gibi, bir kimsenin, nikâhlı âilesi olan bir kız ile her dürlü oyun ve latîfeler yapması ibâdetdir, ya’nî sevâbdır. Bunun sevâbı hadîs-i şerîf ile bildirilmekdedir. Hâlbuki yapılan şey oyun ve eğlencedir. Fekat emr ile olduğundan sevâbdır. Görülüyor ki, ibâdet demek, yalnız nemâz kılmak, oruc tutmak değildir. İbâdet demek, islâmiyyetin emrlerine uymak demekdir. Çünki, nemâz ve oruc, islâmiyyete uygun olunca, ibâdet olurlar.
O hâlde, bütün sözlerini ve bütün hareketlerini islâmiyyete uydur! Çünki, kim olursa olsun, islâmiyyete uymıyan ilmler ve çalışmalar, doğru yoldan sapmakdır ve Allahü teâlâdan uzaklaşmağa sebeb olurlar. Peygamberimiz “sallallahü aleyhi ve sellem” işte bunun için, eskiden kalma ilmleri ve âdetleri neshetdi, değişdirdi. O hâlde, islâmiyyetin müsâadesi olmadan ağzını açmamak lâzımdır ve iyi bil ki, senin öğrendiğin ilmlerle Allah yolunda gidilemez. Şunu da bil ki, bu yol, kendilerine sôfi, ya’nî tarîkatçi ismini vererek, tarîkat büyüklerinin yolunda olduklarını iddiâ eden câhillerin, ma’nâlarını anlamadıkları, islâmiyyete uymıyan sözleri ile de gidilemez. Bu yolda ancak, nefs ile mücâdele edenler gidebilir. Nefsin arzûlarını, şehvetlerini islâmiyyetin dışına taşırmamak lâzımdır. Lâf ile gidilmez. İslâmiyyetde yeri olmıyan sözler ve ilmler ve şehvet ile karışmış gâfil kalb, şekâvet ve felâket alâmetleridir.
.
Ey oğul risalesi.
30 Haziran 2012 Cumartesi
AKILLI TÜCCAR GİBİ OLMALI...
Dinimiz iki temel üzerine oturmuştur: biri sabır, diğeri şükür.
Namazda Peygamber efendimize (sallallahü aleyhi vesellem) selam veriyoruz. Evliyanın isimlerinin anıldığı yere ruhları geldiği gibi, Peygamberlerin de gelir. Biz O’na selam verdiğimiz zaman Peygamber efendimiz o namaz kılanın önünde tecessüm edip, kim bana selam veren diye o selam vereni hafızasına alır. Vefat ederken de tanır. Kabrde de tanır ve kabre girince bize hoş geldin der... Zaten bu da yeter.
Kabrde hoş geldin denilmesi çok mühimdir, bu söze muhatab olabilecek şekilde yaşamamız lazım, bunun için de her saniyenin kıymetini bilmeliyiz. Niyetimizi düzeltmeliyiz, sevilip-sevilmeyecekleri iyi bilmeliyiz... Ne ektiğimizi ve ne biçeceğimizi iyi hesab etmeliyiz... Akıllı tüccar gibi olmalıyız.
25 Haziran 2012 Pazartesi
İKİ İLAÇ
Öyle iki ilaç var ki, bir tanesi ebedi cehennemden kurtarır, bir tanesi de hesapsız cennete götürür. Birinci ilaç, Lâ ilâhe illâllah muhammedün resulullah. Bu kelimeyi tevhidi söyleyen ve inanan cehennemde ebedî olarak yanmaz. İkincisi de, istiğfardır. Buyuruluyor ki; istiğfar her derde devadır, son nefeste imanla gitmeye sebep olur.
23 Haziran 2012 Cumartesi
HAKLI İKEN HAKSIZIM DEMEK...
Tövbenin iki ana unsuru vardır. Biri hatasını kabul emek, ikincisi de pişman olmaktır.
Büyükler buyuruyor ki, Ben haklıyım diyen herkes ahirette pişman olacaktır. Haklı olduğu halde haksızım diyenlerin cennete gireceğine kefilim buyuruluyor. Haksız olup da haklıyım demek ise büyük felakettir. İki felaket vardır ki; bu kötü huylar kimde varsa çok fenadır. Biri inat, biri de kibirdir. Ben haklıyım demek ve kendini başkasından üstün görmek... Bunlar mü'min olmaya engeldir, son nefeste imansız gitmeye sebeptir..
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

.jpg)
.jpg)

.jpg)

