MEKTUBAT etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
MEKTUBAT etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

31 Aralık 2012 Pazartesi

YILBAŞI VE NOEL...


"Bu gecenin diğer gecelerden farkı yoktur..."
 
(Birgivî vasıyyetnâmesi)nde diyor ki: Kâfirlerin  ibâdet olarak yapdıklarını ve kâfirlik alâmeti olan ve islâmiyyeti inkâr etmek ve inanmamak alâmeti olan ve tahkîr etmemiz vâcib olan şeyleri yapan ve kullanan kâfir olur. Bunlar, ölümle veyâ bir uzvun kesilmesi ile veyâ bunlara sebeb olan, şiddetli dayak, habs, bütün malını almak ile tehdîd edilmedikce kullanılamaz. Bunlardan meşhûr olanlarını bilmiyerek veyâ şaka olarak veyâ herkesi güldürmek için yapan da, kâfir olur. Meselâ, papasların ibâdetlerine mahsûs şeyi kullanmak küfr olur. Buna (Küfr-i hükmî) denir. Onlara mahsûs olan şeyleri kullanmanın küfr olduğu, islâm âlimlerinin temel kitâblarında yazılıdır. Din cahilleri, müslümânları aldatmak için, kâfirlerin âdetlerini, bayramlarını, müslümân âdeti, müslümânların mubârek günü diyerek, bunların gâvurluk ve kâfirlik olduğunu örtmeğe uğraşıyorlar. Büyük Kostantinin hıristiyanlık dînine karışdırdığı Noel gecesini ve Cemşîdin ortaya çıkardığı Nevruz günü mecûsî bayramını, millî bayram olarak tanıtıyorlar. Müslümânların bu günlerde bayram yapmalarını istiyorlar. Genç ve sâf müslümânlar bunlara aldanmamalıdır. Güvendikleri hâlis müslümânlara, namâz kılan akrabâlarına, dînini bilen baba dostlarına sorup öğrenmelidir. Bugün bütün dünyâda, gerek îmânı ve küfrü tanımakda, gerekse ibâdetleri doğru yapmakda, câhillik özr değildir. Meşhûr olan din bilgilerini bilmediği için aldanan, Cehennemden kurtulamıyacakdır. Allahü teâlâ, bugün, dînini dünyânın her tarafına duyurmuş, îmânı, halâli, harâmı, farzları, güzel ahlâkı öğrenmek pek kolaylaşmışdır. Bunları, lüzûmu kadar öğrenmek farzdır. Öğrenmeyip câhil kalan farzı terk etmiş olur. Öğrenmeğe lüzûm görmiyen, ehemmiyyet vermiyen kâfir olur.
 
İmâm-ı Rabbânî hazretleri "kuddise sirruh" 3. cild, 41. mektûbunda buyuruyor ki: Hindûların bayram günlerine [ve ateşe tapınanların Nevruz günlerine ve hıristiyanların Noel gecelerine ve diğer paskalyalarına] hurmet etmek ve o zamânlarda, onların âdetlerini, onlar gibi yapmak, şirk olur. Küfre sebeb olur. Kâfirlerin bayramlarında, müslümânların câhilleri ve hele kadınlar, kâfirlerin yapdıklarını yapıyor ve bu günleri, müslümân bayramı zan ediyor ve kâfirler gibi, birbirlerine hediyye gönderiyorlar. Eşyâlarını, sofralarını kâfirlerin yapdığı gibi, süslüyorlar. O geceleri, başka gecelerden ayırd ediyorlar. Bunlar hep şirkdir, kâfirlikdir. Sûre-i Yûsüfdeki âyet-i kerîmede meâlen, (Biz, Allahü teâlânın varlığına, birliğine, herşeyi yaratan O olduğuna inandık, müslümân olduk diyenlerin çoğu, başkalarına ibâdet ve itâ’at ederek ve dahâ birçok hareketleri ve sözleri ile, müşrik oluyorlar) buyuruldu. 
 
Noeli kutlamak asla caiz değildir. Fakat, Noel ile ilgisi olmayan yılbaşında bir Müslümana tebrik kartı yazıp, yeni bir yılın insanlık için, Müslümanlar için hayırlı olmasını dilemek günah değildir. Yahut, (yeni yılın kutlu olsun) diyene, (seninki de kutlu olsun) demek günah olmaz. Bu inceliği anlamalıdır!
 
Müslüman her gece neleri yapıyorsa, bu gece de onları yapmalıdır! Sanki mübarek geceymiş gibi mevlid okutmak, sohbetler düzenlemek uygun değildir. Bu gecenin diğer gecelerden farkı yoktur. Bu geceye değer veriyormuş gibi hareket etmek doğru değildir.

12 Ekim 2012 Cuma

91.MEKTUP HAYIRLI CUMALAR...


 91
                    DOKSANBIRINCI MEKTÛB

    Bu mektûb, seyh Kebîre yazılmısdır. I’tikâdı düzeltmek ve sâlih, yarar
isler yapmak, mukaddes âleme uçabilmek için iki kanat gibidir. Islâmiyyete
yapısmak ve hakîkat hâllerine kavusmak, hep nefsin tezkiyesi ve kalbin
tasfiyesi için oldugu bildirilmekdedir:
    Allahü teâlâ, bizi ve sizi sünnet-i seniyyeye uymakla sereflendirsin “alâ
sâhibihessalâtü vesselâmü vettehıyye”! Müslimânların birinci vazîfesi, i’tikâdı
düzeltmekdir. Ehl-i sünnet vel-cemâ’at âlimlerinin bildirdiklerine
uygun olarak inanmakdır. Çünki, Cehennemden kurtulacagı bildirilmis olan
bir fırka bunlardır. Ikinci olarak, lâzım olan sey, fıkh bilgilerini ögrenmek
ve herseyi bu bilgiye göre yapmakdır. Iki kanat gibi olan bu i’tikâd ve amel
elde edildikden sonra, mukaddes âleme uçmalıdır. [(Mukaddes) demek aybdan,
çirkin, kötü seylerden uzak, temiz demekdir.] Fârisî mısra’ tercemesi:

               Is budur, bundan baskası hiçdir!

     Islâmiyyetin emrlerini yapmak ve tarîkatin ve hakîkatin hâllerine kavusmak,
hep nefsin tezkiyesi ya’nî küfrden temizlenmesi ve kalbin tasfiyesi
ya’nî günâhlardan temizlenmesi içindir. Nefs temizlenmedikçe ve kalb selâmet
bulmadıkça, hakîkî îmân hâsıl olmaz. Felâketlerden, azâblardan
kurtulmak için, hakîkî îmâna kavusmak lâzımdır. Kalbin selâmeti için,
Allahü teâlâdan baska hiçbirseyin kalbe gelmemesi lâzımdır. Bin sene yasamıs
olsa, kalbe hiçbirsey gelmemelidir. Çünki, bu zemân kalb, Allahü teâlâdan
baska herseyi büsbütün unutmusdur. Eger, birseyi hâtırlamak için
ugrassa, hâtırlayamaz. Bu hâle (Fenâ fillah) denilmisdir. Bu yolun basamaklarından
birincisi, fenâ basamagıdır. Fenâ makâmına kavusulmadıkca,
hiçbir sey elde edilemez. Evveliniz ve sonunuz selâmet olsun!


25 Nisan 2012 Çarşamba

39.MEKTUP...


39
OTUZDOKUZUNCU MEKTÛB

Bu mektûb, Muhammed Çetrîye yazılmışdır. İş kalbdedir. Âdet olarak
yapılan ibâdetlerin işe yaramıyacağı bildirilmekdedir:

Allahü teâlâ, kendinden başka şeylerden yüz çevirip, kendisine dönmek
nasîb eylesin! İşin temeli kalbdir. Kalb, Allahü teâlâdan başkasına tutul-
muş ise, yıkılmış demekdir. Bir işe yaramaz. Niyyet doğru olmadıkça,
hayrlı işlerin, yardımların ve âdete uyarak yapılan ibâdetlerin, yalnız hiç fâ-
idesi olmaz. Kalbin selâmet bulması da ve Allahü teâlâdan başka hiçbir şeye düşkün olmaması da lâzımdır. [Ya’nî her yapılan şey, O emr etdiği, O
beğendiği için yapılmalı. Onun râzı olmadığı her şeyden kaçınmalıdır.
Herşey Onun için olmalıdır.] Hem, kalbin selâmeti, hem de bedenin sâlih
işler yapması, birlikde lâzımdır. Beden sâlih ameller yapmaksızın, kalbim
selâmetdedir, [kalbim temizdir, sen kalbe bak] demek bâtıldır, boşdur. Kendini aldatmakdır. Bu dünyâda, bedensiz rûh olmadığı gibi, beden ibâdet yapmadan ve günâhlardan kaçınmadan, kalb, temiz olmaz. -
  
 Zemânımızın bir  çok dinsizleri, sapıkları, ibâdet yapmayıp, kalblerinin selâmetde olduğunu,
hattâ keşf sâhibi olduklarını söyleyip, saf müslimânları aldatıyor. Allahü
teâlâ, sevgili Peygamberinin sadakası olarak “aleyhissalâtü vesselâmü vettehıyye”, hepimizi böyle sapıklara inanmakdan korusun! Âmîn.
[İslâmiyyetin yasak etdiği şeyler, şiddetli zehrdir. Allahü teâlâ, insanları yaratdığı vakt onlara fâideli olan şeyleri emr etmiş, zararlı olan şeyleri
yasak etmişdir. Fâidesi kat’î olanların yapılmasını, lüzûm-i zarûrî ile emr
etmişdir. Bunları yapmak, (Farz) olmuşdur. Fâideli şeylerden, yapılması,
lüzûm-i gayr-ı zarûrî olanlar da, (Sünnet) olmuşdur. Zararı kat’î olanları
terk etmek, lüzûm-i zarûrî olup, bunlar (Harâm) olmuşdur. Terk edilmesi, lüzûm-i gayr-ı zarûrî olanlar, (Mekrûh) olmuşdur. Ba’zı işlerin yapılıp
yapılmaması, kulların ihtiyârına bırakılmışdır ki, bunlara (Mubâh) denir.
Mubâhlar, iyi niyyet ile yapılırsa, sevâb verilir. İyi niyyet ile yapılmazsa, günâh olur].

....................................................
Din adamı görünüp, dünyâya tapan kimse,
kendi yoldan sapmışdır, gayra nasıl göstere?