CUMA TEBRİKLERİ etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
CUMA TEBRİKLERİ etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

1 Mart 2013 Cuma

HAYIRLI CUMALAR...



"Güzel bir amel;
Halk görmesin diye terk edilirse riya,
halk görsün diye işlenirse de şirktir;
ikisinin de terki ise ihlâstır."
        Malik bin Dinar


12 Ekim 2012 Cuma

91.MEKTUP HAYIRLI CUMALAR...


 91
                    DOKSANBIRINCI MEKTÛB

    Bu mektûb, seyh Kebîre yazılmısdır. I’tikâdı düzeltmek ve sâlih, yarar
isler yapmak, mukaddes âleme uçabilmek için iki kanat gibidir. Islâmiyyete
yapısmak ve hakîkat hâllerine kavusmak, hep nefsin tezkiyesi ve kalbin
tasfiyesi için oldugu bildirilmekdedir:
    Allahü teâlâ, bizi ve sizi sünnet-i seniyyeye uymakla sereflendirsin “alâ
sâhibihessalâtü vesselâmü vettehıyye”! Müslimânların birinci vazîfesi, i’tikâdı
düzeltmekdir. Ehl-i sünnet vel-cemâ’at âlimlerinin bildirdiklerine
uygun olarak inanmakdır. Çünki, Cehennemden kurtulacagı bildirilmis olan
bir fırka bunlardır. Ikinci olarak, lâzım olan sey, fıkh bilgilerini ögrenmek
ve herseyi bu bilgiye göre yapmakdır. Iki kanat gibi olan bu i’tikâd ve amel
elde edildikden sonra, mukaddes âleme uçmalıdır. [(Mukaddes) demek aybdan,
çirkin, kötü seylerden uzak, temiz demekdir.] Fârisî mısra’ tercemesi:

               Is budur, bundan baskası hiçdir!

     Islâmiyyetin emrlerini yapmak ve tarîkatin ve hakîkatin hâllerine kavusmak,
hep nefsin tezkiyesi ya’nî küfrden temizlenmesi ve kalbin tasfiyesi
ya’nî günâhlardan temizlenmesi içindir. Nefs temizlenmedikçe ve kalb selâmet
bulmadıkça, hakîkî îmân hâsıl olmaz. Felâketlerden, azâblardan
kurtulmak için, hakîkî îmâna kavusmak lâzımdır. Kalbin selâmeti için,
Allahü teâlâdan baska hiçbirseyin kalbe gelmemesi lâzımdır. Bin sene yasamıs
olsa, kalbe hiçbirsey gelmemelidir. Çünki, bu zemân kalb, Allahü teâlâdan
baska herseyi büsbütün unutmusdur. Eger, birseyi hâtırlamak için
ugrassa, hâtırlayamaz. Bu hâle (Fenâ fillah) denilmisdir. Bu yolun basamaklarından
birincisi, fenâ basamagıdır. Fenâ makâmına kavusulmadıkca,
hiçbir sey elde edilemez. Evveliniz ve sonunuz selâmet olsun!


5 Ekim 2012 Cuma

HAYIRLI CUMALAR...


  
Cenâb-ı Hak bu dünyâda kendi rızası için yapılan her ibâdeti ve ameli kabul eder. İnsanlara gösteriş için, insânlara yaranmak için yapılanları kabul etmez. Bunun için her türlü ibâdetlerimizin, her türlü işlerimizin, her türlü davranışlarımızın halis olması lazımdır. İmam-ı Rabbani hazretleri buyuruyorlar ki; Ahirette, Allah için yapılan ibâdetler haricindekilerin hepsi icraatin dışında kalacak, hiç biri kabul edilmeyecek. Onun için az fakat dürüst olanı, yani rıza-i ilahi için olanı yapmak lazımdır. En mühim olan şey Allah rızasıdır. Gülistanda bir hikaye var; Ahmed’e çalışıp da, Mehmed’den para beklemeyin diyor. Kime çalışdıysanız gidin ondan ücretinizi alın diyor. Yapdıklarımızı, insanlar görsün de, ne güzel yapdı desinler diye değil, Allahü teala beğensin diye yapmalıyız.       .
 
Dünya ve ahiretde huzur ve saadet isteyen Peygamber efendimizi sallallahü aleyhi vesellem sevmeli, O'nun sevdiklerini sevip, sevmediklerini sevmemeli,  O'na uymalı, O'nun ve  eshabının yolundan gitmelidir. O'nun vârislerinin de kıymetini iyi bilmelidir


29 Haziran 2012 Cuma

HAYIRLI CUMALAR..



Dünyada en mühim şey; kimi seveceksin, kimi sevmeyeceksin; hangisi iyi, hangisi kötü olduğunu ayırabilmektir. İnsan, bunu kendisi ayıramaz. Onun için, Cenab-ı Peygamber efendimiz aleyhisselatü vesselam bile dua ediyorlar: “Allahümme erinel hakkı hakkan ve erinel bâtılı bâtılan”. “Ya rabbi, bana doğruyu doğru, eğriyi eğri bildir” diye dua ediyorlar. Bir insan  kötüye iyi diye sarılırsa, kötüyle beraber haşr olur. İyiye düşman olursa Allahın gazabına uğrar. Yanlışa doğru diye sarılırsa, mahvolur. Doğruya yanlış diye saldırırsa dünyasını da ahiretini de yıkar, helak olur. Onun için doğruyu doğru bilmek, eğriyi eğri bilmek, kimin sevilip, kimin sevilmeyeceğini bilmek dünyada en zor ve en mühim meseledir.


15 Haziran 2012 Cuma

HAYIRLI CUMALAR....



Büyük islâm âlimi Abdüllah-ı Dehlevî "rahmetullahi aleyh" (Mekâtib-i şerîfe) kitâbının 85.ci mektûbunda buyuruyor ki: 
 
Namâzın kıyâmında, rükü'unda, kavmesinde, celsesinde, secdelerinde ve oturulduğu zemânında, ayrı ayrı, başka başka keyfiyyetler, hâller hâsıl olur. Bütün ibâdetler namâz içinde toplanmışdır. Kur'ân-ı kerîm okumak, tesbîh söylemek [ya'nî sübhânallah demek], Resûlullaha salevât söylemek ve günâhlara istiğfâr etmek ve ihtiyâcları yalnız Allahü teâlâdan istiyerek Ona düâ etmek namâz içinde toplanmışdır. Ağaçlar, otlar, namâzda durur gibi dik duruyorlar. Hayvanlar, rükü' hâlinde, cansızlar da namâzda (Ka'de) de oturur gibi yere serilmişlerdir. Namâz kılan, bunların ibâdetlerinin hepsini yapmakdadır. Namâz kılmak, mi'râc gecesi farz oldu. O gece, mirâc yapmakla şereflenen, Allahın sevgili Peygamberine uymağı düşünerek namâz kılan bir müslimân, O yüce Peygamber gibi, Allahü teâlâya yaklaşdıran makâmlarda yükselir. Allahü teâlâya ve Onun Resûlüne karşı edebi takınarak huzûr ile namâz kılanlar, bu mertebelere yükseldiklerini anlarlar. Allahü teâlâ ve Onun Peygamberi, bu ümmete merhamet ederek, büyük ihsânda bulunmuşlar, namâz kılmağı farz etmişlerdir. Bunun için Rabbimize hamd ve şükr olsun! Onun sevgili Peygamberine salevât ve tehıyyât ve düâlar ederiz! Namâz kılarken hâsıl olan safâ ve huzûr şaşılacak şeydir. Üstâdım [Mazher-i Cân-ı Cânân] buyurdu ki, (Namâz kılarken, Allahü teâlâyı görmek mümkin değil ise de, görür gibi bir hâl hâsıl olmakdadır). Bu hâlin hâsıl olduğunu tesavvuf büyükleri sözbirliği ile bildirmişlerdir. İslâmiyyetin başlangıcında namâz Kudüse karşı kılınırdı. Beyt-ül-mukaddese karşı kılmağı bırakıp, İbrâhîm aleyhisselâmın kıblesine dönmek emr olunduğu zemân, Medînedeki yehûdîler kızdılar. (Beyt-ül-mukaddese karşı kılmış olduğunuz namâzlar ne olacak?) dediler. Bekara sûresinin 143. cü âyet-i kerîmesi gelerek, (Allahü teâlâ îmânlarınızı zâyı' eylemez!) meâlinde buyuruldu. Namâzların karşılıksız kalmıyacakları bildirildi. Namâz, îmân kelimesi ile bildirildi. Bundan anlaşılıyor ki, namâzı sünnete uygun olarak kılmamak, îmânı zâyı' etmek olur. Resûlullah efendimiz "sallallahü teâlâ aleyhi ve sellem", (Gözümün nûru ve lezzeti namâzdadır)buyurdu. Bu hadîs-i şerîf, (Allahü teâlâ namâzda zuhûr ediyor, müşâhede olunuyor. Böylece gözüme râhatlık geliyor) demekdir. Bir hadîs-i şerîfde, (Yâ Bilâl "radıyallahü teâlâ anh"!Beni râhatlandır!) buyuruldu ki, (Ey Bilâl! Ezân okuyarak ve namâzın ikâmetini söyliyerek, beni râhata kavuşdur) demekdir. Namâzdan başka bir şeyde râhatlık arıyan bir kimse, makbûl değildir. Namâzı zâyı' eden, elden kaçıran, başka din işlerini dahâ çok kaçırır.   

8 Haziran 2012 Cuma

HAYIRLI CUMALAR.....





Birgün sarhoşun birisi meyhaneden çıkmış evine giderken zikr sesleri duyuyor. Zikrin ne olduğunu bilmiyor, ses nereden geliyor diye merak edip sesin geldiği yere gidiyor. Pencereden içeriye başını uzatmış. Bakmış ki orada Abdülkadir Geylani hazretlerinin talebeleri bir araya gelmiş zikir yapıyorlar, sohbet ediyorlar, Allahdan bahsediyorlar. O da bakmış, ya Rabbi bunlar ne güzel insanlar demiş ve evine gitmiş, evde de ölmüş. Ertesi gün cenazesini kaldırıyorlar, kabre koyuyorlar. Melekler Cehenneme götüreceğiz diyorlar. Gavs-ı azam hazretleri nereye götürüyorsunuz diyor. Bu adam berbat, bu adamın yeri ancak ateş olur diyorlar. Gavs-ı azam hazretleri başını vermem, vücudunu ne yaparsanız yapın diyor. Çünki o baş, o göz benim talebelerime sevgi ile baktı. Benim talebelerime sevgi ile muhabbetle bakan gözü ateş yakmaz. Başını vermem ama geri kalanını ne yaparsanız yapın beni alakadar etmez demiş. Demişler ki, ya Gavs olur mu öyle şey, baş bir tarafta vücut bir tarafta olmaz diyorlar. Cenab-ı Hakka arz edin demiş. Ya Rabbi ne yapacağız bu mevtayı demişler. Allahü teala da buyurmuş ki, baş ne tarafta ise vücutta o taraftadır. Dolayısıylakim olduğumuz değil, kiminle olduğumuz önemlidir. Ve kimi sevmek, kimi sevmemek lazım olduğunuda iyi seçmeliyiz. Ahiretde nerede ve kimlerle olmak istiyorsak, buna dünyada karar vermeliyiz.
İNSAN SEVECEĞİ KİMSEYİ İYİ SEÇMELİ, ONA GÖRE SEVMELİDİR.. Baş nerede ise vücut oradadır.
          

1 Haziran 2012 Cuma

CUMA GÜNÜNÜN ÖNEMİ HAYIRLI CUMALAR...



Cuma, müminlerin bayramıdır. Cuma günü yapılan ibadetlere iki kat sevap verilir. Bugün işlenen günahlar da iki kat yazılır. Bilhassa Cuma gününü, günahlardan kaçarak ibadetle geçirmeye çalışmalıdır! Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
(Cuma günü günah işlemeden selametle geçerse, diğer günler de selametle geçer.) [İmam-ı Gazali]

(Sevaplar içinde Cuma günü ve gecesinde yapılandan daha kıymetlisi, günahlar içinde de Cuma günü ve gecesinde işlenilenden kötüsü yoktur.)
[Ramüz]

(Cuma, fakirlerin haccıdır ve müminlerin bayramıdır ve gök ehlinin bayramıdır ve Cennette de bayram günüdür. Günlerin en iyisi, en şereflisi Cumadır.) [Ey Oğul İlmihali] 

(Cuma günü iyiliklerin hazinesidir ve güzel şeylerin menbaıdır.) [Ey Oğul İlmihali] 

(Cuma günü geldiği için sevinen bir mümine, kıyamete kadar her gün, o kadar sevap verilir ki, adedini Allahü teâlâ bilir.) [Ey Oğul İlmihali] 

(Allah katında günlerin efendisi Cuma’dır. O kurban ve Ramazan bayramı günlerinden de faziletlidir. Cuma gününde şu beş özellik vardır: 1- Âdem aleyhisselam o gün yaratıldı. 2- O gün yeryüzüne indirildi. 3- O gün vefat etti. 4- O günde öyle bir an vardır ki, günah veya akrabalarla ilişkiyi kesme konularında olmamak şartıyla kul Allahü teâlâdan bir şey isterse Allahü teâlâ mutlaka onu verir. 5- Kıyamet o gün kopacaktır. Allah’a yakın hiç bir melek, hiçbir gök, hiçbir yer yoktur, hiçbir rüzgar, hiçbir dağ ve taş yoktur ki, Kıyametin kopmasına sahne olacağı için Cuma gününün heybetinden korkmasın.) [Buhari, İ. Ahmed]

(Cuma diğer Cumaya kadar ve fazladan üç gün içinde işlenen günahlara kefaret olur. Çünkü iyi bir amel işleyene on kat sevap verilir.) [Taberani]

(Cuma gecesi Yasin suresini okuyanın günahları affedilir.) 
[İsfehani]

(Cuma günü veya gecesi Duhan suresini okuyana Cennette bir köşk ihsan edilir.)
 [Taberani] 

(Cuma gecesi Kehf suresi okuyan, Kıyamette, yerden göğe kadar bir nurla aydınlanır. İki Cuma arasında işlediği günahlar da affolur.)
 [Tergib]

(Cuma gecesi iki rekat namaz kılıp, her rekatta bir Fatiha, bir Âyet-el Kürsi, 15 İhlas okuyup selam verdikten sonra bana bin salevat okuyan, beni rüyada görür.)
 [Şir’a]

(Cuma günü sabah namazından önce, üç kere Estağfirullah elazim ellezi la ilahe illa hüvel hayyel kayyume ve etubü ileyh okuyanın, kendinin ve anasının ve babasının bütün günahları af olur.)
 [Tergib-üs-salat] (Kul haklarını ve kazaya kalan farzları ödemek ve haramlardan vazgeçmek şarttır.) 

22 Mayıs 2012 Salı

ÜÇ AYLARIMIZ MUBAREK OLSUN...





Receb ayı
Hürmet edilmesi gereken dört kıymetli aydan birisidir. Kur'an-ı kerimde mealen buyuruluyor ki: 
(Allah’ın, gökleri ve yeri yarattığı günden beri, ayların sayısı on ikidir. Bunlardan dördü, haram [hürmetli] olan aylardır.) [Tevbe 36] 

Resulullah efendimiz, Receb ayına çok değer verir ve "Ya Rabbi, Receb ve Şabanı bizler için mübarek kıl ve bizi Ramazana eriştir" diye dua ederdi. 

Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
(Haram aylar, Receb, Zilkade, Zilhicce ve Muharremdir.) [İbni Cerir] 

(Haram aylarda Perşembe, Cuma ve Cumartesi günleri oruç tutana iki yıllık ibadet sevabı yazılır.)
 [Taberani]

(Haram aylarda bir gün oruç tutup bir gün yemek çok faziletlidir.)
 [Ebu Davud]

(Receb ayında Allahü teâlâya çok istiğfar edin; çünkü Allahü teâlânın, Receb ayının her vaktinde Cehennemden azat ettiği kulları vardır. Ayrıca Cennette öyle köşkler vardır ki, ancak Receb ayında oruç tutanlar girer.)
 [Deylemi]

(Allahü teâlâ, Receb ayında oruç tutanları mağfiret eder.)
 [Gunye]

(Receb-i şerifin bir gün başında, bir gün ortasında ve bir gün de sonunda oruç tutana, Recebin hepsini tutmuş gibi sevap verilir.)
 [Miftah-ül-cenne]

(Şu beş gecede yapılan dua geri çevrilmez: Regaib gecesi, Şabanın 15. gecesi, Cuma gecesi, Ramazan bayramı ve Kurban bayramı gecesi.)
[İ.Asakir]

(Receb büyük bir aydır. Allahü teâlâ bu ayda hasenatı kat kat eder. Receb ayında bir gün oruç tutan, bir yıl oruç tutmuş gibi sevaba kavuşur. 7 gün oruç tutana, Cehennem kapıları kapanır. 8 gün oruç tutana Cennetin 8 kapısı açılır. On gün oruç tutana, Allahü teâlâ istediğini verir. 15 gün oruç tutana, bir münadi, "Geçmiş günahların af oldu” der. Receb ayında Allahü teâlâ Nuh aleyhisselamı gemiye bindirdi ve o da, Receb ayını oruçlu geçirdi. Yanındakilere de oruç tutmalarını emretti.)
[Taberani]

(Receb ayında, takva üzere bir gün oruç tutana, oruç tutulan günler dile gelip "Ya Rabbi onu mağfiret et" derler.)
 [Ebu Muhammed]

Recebin ilk Cuma gecesine Regaib gecesi denir. Her Cuma gecesi kıymetlidir. Bu iki kıymetli gece bir araya gelince, daha kıymetli oluyor. Allahü teâlâ, bu gecede, müminlere, ragibetler [ihsanlar, ikramlar] yapar. Regaib, ihsanlar, ikramlar demektir. Bu geceye hürmet edenleri affeder. Regaib gecesi yapılan dua kabul olur, namaz, oruç, sadaka gibi ibadetlere, sayısız sevaplar verilir. 

18 Mayıs 2012 Cuma

HAYIRLI CUMALAR....




* Her günü son günün bil.
* Her namazı son vakit bil.
* Kibir her iyiliğe engeldir.

* İstişare etmek nefsi kırar.
* Hüküm neticeye göre verilir.
* Şer bir sel gibi çabuk yayılır.

* En zor iş din kitabı yazmaktır.
* En hayırlı iş dinimize hizmettir.
* Öfkelenme, halim ol, çok çalış.

* Şehid ölmek için dua etmelidir.
* Edep, kendini kusurlu bilmektir.
* Çok ibadet yapsan da tevbe et!

* Allah’tan korkan, selamete çıkar.
* İyilik edersen, hep iyilik görürsün.
* Müslümanın gönlü kırık olmalıdır. 

* Merhamet eden, merhamet görür.
* Güler yüz ve tatlı dil asrın silahıdır.
* Müminin yüzüne bakmak ibadettir. 

* Güler yüzlü olmak, iman alametidir.
* Ahirette her işinden sual edilecektir.
* Gaye bir insanı ateşten kurtarmaktır.

* Tevazu göstereni Hak teâlâ yükseltir
* Kendinizi kimseden üstün görmeyin!
* Hizmet; vermekle olur, almakla değil.

* Benim dediğim doğru demek, kibirdir.
* Her sıkıntıya sebep, günah işlemektir.
* Haram ile beslenen vücudu ateş yakar. 

* Arkadaşların en iyisi Allah’ı hatırlatandır.
* Asık surat, çatık kaş, şekâvet alametidir.
* Mesaisine ehemmiyet vermeyen hırsızdır.


4 Mayıs 2012 Cuma

CUMANIZ MUBAREK OLSUNN...


(Cuma günü gusleden kimsenin günahları affolur.) [Taberani]

(Cuma günü sabah namazından önce, “Estağfirullahelazim ellezi la ilahe illa hüvel hayyel kayyume ve etubü ileyh” okuyanın, deniz köpüğü kadar da olsa, bütün günahları affolur.) 
[İbni Sünni] 

[Böyle büyük mükafat verilebilmesi için, o kişinin, düzgün itikada sahip olması, kul hakkını, kazaya kalan farzlarını ödemesi ve haramlardan vazgeçmesi şarttır.]

(Cuma günü veya gecesi ölen mümin, şehid olur, kabir azabından kurtulur.)
 [Ebu Nuaym]

(Ana-babanın kabrini, Cuma günleri ziyaret eden kimsenin günahları affolur, haklarını ödemiş olur.) 
[Tirmizi] 

(Cuma günü 80 salevat getirenin, 80 yıllık günahı affolur.) 
[Dare Kutni]

(Cuma gecesi Yasin suresini okuyanın günahları affedilir.)
[İsfehani]

(Cuma günü veya gecesi Duhan suresini okuyana Cennette bir köşk verilir.)
 [Taberani]

27 Nisan 2012 Cuma

HAYIRLI CUMALAR....




Îmân'ın temeli ve en mühim alameti; hubb-u fillah ve buğd-u fillah'tır. Yâni, Allahü tealanın sevdiklerini yalnız Allahü tealanın rızası için sevmek ve Allahü tealanın sevmediklerini de yalnız Allahü tealanın rızası için sevmemektir. (bu, yalnız kalb ile olur, kavga etmek, dövüşmek demek değildir).
 
Sevgili Peygamberimiz Muhammed aleyhisselam bir hadis-i şeriflerinde buyuruyorlar ki; (El-mer’ü me’a men ehabbe)... (Kişi, sevdiği ile berâberdir) demekdir.
 
Allahü teâlânın sevmediklerini sevmek ve onlarla kaynaşmak, insanı Allahü teâlâya ve Onun Peygamberine “sallallahü aleyhi ve sellem” karşı olmağa sürükler. Bir kimse, kendini müslimân zan eder. Kelime-i tevhîdi söyleyip, inanıyorum der. Namâz kılar ve her ibâdeti yapar. Hâlbuki, bilmez ki, böyle çirkin hareketleri, onun îmânını ve islâmını temelinden götürür.
 
Muhammed aleyhissalâtü vesselâma tâm ve kusûrsuz tâbi’ olabilmek için, Onu tâm ve kusûrsuz sevmek lâzımdır. Bunun alâmeti de, Onun sevmediklerini sevmemek, Onu beğenmeyenleri sevmemekdir. Muhabbete müdâhene, ya’nî gevşeklik sığmaz. Âşıklar, sevgililerinin dîvânesi olup, onlara aykırı birşey yapamaz. Aykırı gidenlerle uyuşamaz. İki zıd şeyin muhabbeti bir kalbde, bir arada yerleşemez. İki zıddan birini sevmek, diğerini sevmemeyi îcâb eddirir. 

20 Nisan 2012 Cuma

HAYIRLI CUMALAR...



Kim Allah içinse Allah da onun içindir. Allahü tealanın rızasını düşünerek haraket edenleri, insanlar ne der diyerek Allahü tealanın rızasından vazgeçmeyenleri, insanların kızacakları işlerde Allahü tealanın rızasına uyanları Allahü teala himayesine alır. İnsanların rızasını gözetip, Rabbimizin rızasına uymayanların, Allahü tealanın gadab edeceği işlerde insanların rızasına uyanların işini insanlara bırakır.
Mahşer yerinde bir mü’minin hesabı görülür, günahları ağır gelip, cehenneme götürülürken, Allahü teala şu sevapları da ilave edin buyururmuş. Söylenilen sevaplar ilave edilince, sevap kefesi ağır gelir. Melekler derlermiş ki; ya Rabbi biz bunun defterinde böyle sevaplar göremedik, bu sevaplar nerden geldi, nedir diye sorarlarmış. Allahü teala da; Siz onları göremezsiniz çünki o sevapları işlemedi. Onun için defterine yazılmadı fakat ihlaslı bir şekilde o sevapları yapmaya niyet etti. Bazı sebeplerle yapamadı. Bu niyetinden dolayı o sevapları yapmış kabul ettim buyurur. (Dinimizde güzel niyete bile sevap vardır). 




6 Nisan 2012 Cuma

CUMA GÜNÜ VE GECESİ NE OKUMALI..



Hadis-i şeriflerde buyuruluyor ki:
(Cuma gecesi Kehf suresi okuyan, Kıyamette, yerden göğe kadar bir nurla aydınlanır. İki Cuma arasında işlediği günahlar da affolur.) [Tergib]

(Cuma günü 80 salevat getirenin, 80 yıllık günahı affolur.)
 [Dare Kutni]

(Cuma günü veya gecesi Duhan suresini okuyana Cennette bir köşk ihsan edilir.) [Taberani] 

(Cuma gecesi Yasin suresini okuyanın, günahları affedilir.)
[İsfehani] 

(Cuma günü gusledenin günahları affolur.) [Taberani]

(Cuma günü sabah namazından önce, "Estağfirullahelazim ellezi la ilahe illa hüvel hayyel kayyume ve etubü ileyh" okuyanın, deniz köpüğü kadar da olsa günahları affolur.)
 [İbni Sünni]

(Cuma namazından sonra, yedi defa ihlas ve muavvizeteyn okuyanı, Allahü teâlâ, bir hafta, kazadan, beladan, kötü işlerden korur.)
 [İ.Sünni]


HAYIRLI CUMALAR..

30 Mart 2012 Cuma

HAYIRLI CUMALAR..




Allahü teala cennetin kapılarından birini açık bırakmış, diğerlerini kapatmıştır. Açık kalan tek kapı, Peygamber efendimizin kalbidir (sallallahü aleyhi vesellem). Onu tasdik etmeyen kim olursa olsun asla cennete giremez. Çünki anahtar ondadır. Cennetin kapısından, peygamber efendimize imanı olan girer. Peygamber efendimize zerre kadar benzemek, bütün dünya ve ahiret lezzetlerinden, nimetlerinden  daha tatlıdır, daha üstündür. Peygamber efendimizin esas vazifesi islamiyeti Allahın kullarına öğretmek idi. Kim islamiyeti yaymak için uğraşırsa büyük nimete kavuşur.
 

23 Mart 2012 Cuma

HAYIRLI CUMALAR..




 Hadis-i şerifde; (Cuma, dünyada ve Cennette mü’minlerin bayramıdır) buyuruldu.
      Mümin güneş gibidir. Sararıp- solarak batar ama doğduğunda (ahirette) göz kamaştırır.
      Mevlana Halid-i Bağdadi  Hazretleri kuddise sirruh buyuruyor ki; Eğer bir toplulukta, bir cemaatin içinde Allahu tealanın sevdiği beğendiği razı olduğu kabul ettiği bir tek kişi varsa Allahu Teala o bir kişi hürmetine hepsini afveder... Hak kapısında ehil nâ ehil beraberdir. Bu yolun büyükleri kendilerine bağlı olanlardan gâfil değildir. Onlara kimse kafa tutamaz. Onlara kafa tutanın işi de, başı da, saâdeti de gider. Evliyânın kalbleri, ilâhî nûrların çıkıp geldiği kaynaklardır. Onların hoşnut olduğundan, Hak teâlâ da hoşnuttur. Onların kalblerinde yer eden, büyük devlete kavuşmuştur.
    Kimler dünyada birbirini severse, birlikte olursa, ahirette de birlikte olacaklardır.  Ahiretde kimlerle beraber olmayı, nerde olmayı istiyorsak bunu dünyada iken seçip, karar vermemiz lazımdır.  Yâni; Kim olduğumuz değil, kiminle olduğumuz önemlidir.

16 Mart 2012 Cuma

HAYIRLI CUMALAR



Eğer dualarımızın kabul olmasını istiyorsak, birinin duasını almamız, sevindirmemiz lazımdır.
Mısırda kıtlık olmuş, yağmurlarda yağmıyormuş... herkes yağmur yağması için çare arıyor ve dua ediyor, buna rağmen yağmur yağmıyormuş. Mübarek bir zat, bir gün camide cemaatin arasında, ben bunun çaresini biliyorum, yağmur nasıl yağdırılacağını biliyorum demiş. Herkes sadaka versin, sonra dua kabul olur demiş. Benim bu cübbemden başka birşeyim yok, ben cübbemi veriyorum deyip cübbesini çıkarmış koymuş, herkes nesi varsa vermişler, bunları fakirlere dağıtmışlar. Sonra dua etmişler. Ellerini açıp; "Yarabbî senin kullarını sevindirdikten sonra yapılan duayı kabul edeceğini buyuruyorsun, biz senin fakir kullarını sevindirdik yarabbî" derken masmavi gökyüzü simsiyah bulutlarla dolmuş ve hemen yağmur başlamış.. Eğer dualarımızın kabul olmasını istiyorsak, birinin duasını almamız, birini sevindirmemiz lazımdır. Bir mübarek zâta gelip, efendim çocuğumuz çok hasta, şifa bulması için dua edermisiniz demişler. O zât, şurada fakir biri var, evvela onu sevindirin, sonra gelin buyurmuş. Fakir sevindirildikten sonra yapılan dua ile çocuk sıhhatine kavuşmuş. Allahü tealanın duamızı kabul etmesi için, bizi sevmesi için, kullarını sevindirmemiz lazımdır.
    
Allahü tealaya emanet olunuz efendim.