ALTIN HALKA etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ALTIN HALKA etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

27 Kasım 2012 Salı

NAMAZIN HİKMETLERİ (Namaz ve sağlığımız)..




Müslümân, namâzı Allahü teâlânın emri oldugu için kılar.
Rabbimizin emrlerinde birçok hikmet, fâide vardır. Yasaklarında
da birçok zararların oldugu muhakkakdır. Bu fâide ve zararların
bir kısmı bugün tıp mütehassıslarınca tesbît edilmis durumdadır.
Islâmiyyetin saglıga verdigi önemi, hiçbir din ve düsünce
vermemisdir. Dînimiz, ibâdetlerin en üstünü olan namâzı,
ömrümüzün sonuna kadar kılmayı emr etmisdir. Namâz kılan,
saglık için olan fâidelerine de elbette kavusur. Namâzın
saglık yönünden sagladıgı fâidelerden ba’zıları sunlardır:
1- Namâzda yapılan hareketler yavas oldugundan kalbi yormaz
ve günün muhtelif sâatlerinde oldugu için insanı devâmlı
dinç tutar.
2- Günde basını seksen def’a yere koyan bir kimsenin beynine
ritmik olarak fazla kan ulasır. Bu yüzden beyin hücreleri
iyice beslendiginden hâfıza ve sahsiyet bozukluklarına, namâz
kılanlarda çok daha az rastlanır. Bu insanlar dahâ saglıklı bir
ömür geçirirler. Bugün tıpta “demans senil” denilen bunama
hastalıgına ugramazlar.
3- Namâz kılanların gözleri, muntazam olarak egilip-dogrulmakdan
ötürü dahâ kuvvetli kan deverânına mâlik olur.  
 Bu sebeble göz içi tansiyonunda artma olmaz ve gözün ön kısmındakisıvının devâmlı degismesi temîn edilmis olur. Gözü “katarakt”veyâ “karasu” hastalıgından korur.

4- Namâz kılmakdaki izometrik hareketler, midedeki gıdaların
iyi karısmasına, safranın kolay akmasına ve dolayısıyla
safra kesesinde birikinti yapmamasına, pankreasdaki enzimlerinkolay bosalmasına yardımcı olacagı gibi, kabızlıgın giderilmesinde

de rolü büyükdür. Böbregin ve idrar yollarının iyice
çalkalanmasından, böbrekde tas tesekkülünün önlenmesine ve
mesanenin bosalmasına da yardımcı olmakdadır.

5- Bes vakt kılınan namâzdaki ritmik hareketler, günlük hayatda
çalısdırılamıyan adale ve eklemleri çalısdırarak, artroz ve
kireçlenme gibi eklem hastalıklarını ve adale tutulmalarını önler.
6- Vücûd saglıgı için temizlik muhakkak lâzımdır. Abdest ve
gusl, hem maddi, hem de ma’nevî bir temizlikdir. Iste namâz,
temizligin tâ kendisidir. Zîrâ hem bedenî, hem de rûhî temizlik
olmadan namâz olmaz. Abdest ve gusl bedenî temizligi saglar.
Ibâdet görevini yerine getiren bir kimse, rûhen dinlenmis, temizlenmisolur.
7- Koruyucu hekimlikde, muayyen zemânlarda yapılan beden
hareketleri çok mühimdir. Namâz vaktleri, kan dolasımını
tâzelemek ve teneffüsü canlandırmak için en uygun vaktlerdir.
8- Uykuyu tanzim eden önemli unsur namâzdır. Hattâ vücûdda
biriken statik (durgun) elektriklenme, secde yapmakla
topraklama yapılmıs olur. Böylece vücûd tekrâr zindelige kavusur.

Namâzın bu fâidelerine kavusmak için, namâzı vaktinde kılmakla
birlikde, temizlige, çok yimemege ve yinilen gıdâların temiz,
halâl olmasına da dikkat edilmesi de lâzımdır.

Kimseye bâkî degildir, mülk-i dünyâ sîmü zer,
bir harâb olmus kalbi, ta’mîr etmekdir hüner.

13 Ekim 2012 Cumartesi

TEK KURTULUŞ YOLU...



Eğer bir mümin gece yatmadan evvel biraz ilim tahsil etse, biraz kitab okusa, biraz ilim öğrense, sabaha kadar ibadet sevabı verilir. Ondan sonra yatsın, istediği gibi...:)) Ne var ki bir kitab okusa, biraz çocuğuna verse, yavrum oku da dinleyelim dese, o evdekilerin hepsi sabaha kadar ibadet sevabına kavuşuyorlar. Elden ayaktan düştüğümüz zaman yani musalla taşına konulduğumuz zaman, ne namaz var, ne oruç var, ne ilim var, ne öğrenmek var artık. Kefenle birlikte defterler kapandı ancak sadaka-i cariye dediğimiz bizim sebebimizle bir hayırlı iş olursa ne âlâ, bir şeyler öğretmemizin sebebi o, iyi bir evlat, iyi bir talebe, iyi bir hizmet eğer varsa bu öldükten sonra da sevab yazdırmaya devam eder, asıl mesele bu. Yoksa ben ihtiyarlayınca elden ayaktan düşünce kenarda varlıklarım olsun, yedek akcem olsun, kiralık evlerim olsun diye fâni bir dünya için yatırımı düşünen bir müslüman nasıl olur da öldükten sonrası için yatırımı düşünmez buna akıl ermiyor, ki o yatırdıklarına kavuşacağı da belli değil...:(( ...  Şimdi dimdik durduğumuza bakmayalım, birgün gelir dümdüz yatarız. Musallâ'da er kişi niyetine dedikleri zaman geç kalmış oluruz..   


21 Haziran 2012 Perşembe

EDEP VE TEVAZU...



İnsanın iki zîneti vardır. Biri edeb diğeri de tevâzu. Bu dîn edebdir. Başı da ortası da sonu da edebdir. Edeb haddini bilmektir. Haddini aşdığın anda, adımını iki adım ileri atdığında bir başkasının ayağına basarsın. Herkes atacağı adımı öyle hesâblasın ki, bir başkasının ayağına basmasın. Her kemâlât tevâzu’dan meydana gelmiştir.